En büyük eşitsizlik eşit olmayan bireylere eşit davranmaktır

                                                                                                                                               Thomas Jefferson

Dikkat eksikliği hiperaktivite (DEHB), kişinin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, ataklık, istekleri erteleyememe (impulsivite) ve dikkat süresinin kalıcı ve sürekli olarak kısalığı ile kendini gösteren ve erken çocukluk dönemlerinde başlayarak yaşam boyu devam edebilen bir bozukluktur. İlkokul çağındaki çocukların %3-5'de yani her 20-30 çocuktan birisinde görülmektedir. DEHB tanısı almış olan çocukların %80'i ergenlikte, %30-65'i erişkinlikte de bu belirtileri taşırlar. Bu nedenle DEHB çocukları olduğu kadar ergenleri ve erişkinleri de ilgilendiren bir sorundur. Erişkinler arasında %1-2 sıklıkta görülmektedir.

Özel Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG), bir çocuğun zekası normal yada normalin üstünde olmasına karşın, dinleme, düşünme, anlama, kendini ifade etme, okuma-yazma veya matematik becerilerinde yaşıtlarına ve zekasına oranla düşük başarı göstermesidir. Okuma Bozukluğu, Yazılı Anlatım Bozukluğu, Matematik Bozukluğu ve Başka Türlü Adlandırılamayan Öğrenme Bozukluğu alt gruplarını içerir. Öğrenme güçlüğü gelişimsel bir sorundur.Öğrenme ve algılama sorunu çocuğun doğumu ile başlar. Eğitim süreci içinde edinilmez. Yaşam boyu süren bir bozukluktur. Ülkemizdeki sıklığı tam olarak bilinmemekle birlikte çeşitli kaynaklara göre okul çağındaki çocukların %3-10'unda görülmektedir.

Her iki gruba giren çocuklar normal hatta normalin üzerinde zeka düzeylerine sahip olsalar bile, eğitimlerinde bunu yansıtacak başarılara ulaşamamakta ve ciddi sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bireylerin eğitiminin yanı sıra her iki bozuklukta da sosyal ilişkiler, günlük aktiviteler, meslek gibi yaşamın hemen her alanı olumsuz yönde etkilenebilmektedir.

Çocuk ve ergenlerle birebir ilişkide bulunan anne babalar, öğretmenler, eğitimciler bu tür sorunları olan bireyleri tanıyacak, onlara uygun yaklaşım biçimlerini geliştirebilecek bilgi ve deneyime yeterince sahip değillerdir. Oysa erken tanı konulduğu ve uygun tedavi ve eğitim olanaklarının sağlandığı durumlarda bireyler gerek eğitim gerekse sosyal yaşamlarında başarılı olabilmektedir.

Bu bireylerin zorluklarını ortadan kaldırılması amacıyla 06.06.1997 tarihli ve mükerrer 23011 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hazırlanmış ve bu kararname doğrultusunda düzenlenen Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim hizmetleri Yönetmeliği de 18.01.2000 tarihli ve mükerrer 23937 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

KHK de amacın, özel eğitim gerektiren bireylerin, Türk Millî Eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri doğrultusunda, genel ve meslekî eğitim görme haklarını kullanabilmelerini sağlamaya yönelik esasları düzenlemek olduğu belirtildikten sonra Zihinsel Yetersizlik, Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik, Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizlik, Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik, Çok Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik, İşitme Yetersizliği, Görme Yetersizliği, Ortopedik Yetersizlik,  Sinir Sisteminin Zedelenmesi ile Ortaya Çıkan Yetersizlik, Dil ve Konuşma Güçlüğü, Özel Öğrenme Güçlüğü,  Birden Fazla Alanda Yetersizlik,  Duygusal Uyum Güçlüğü, Süreğen Hastalık, Otizm, Sosyal Uyum Güçlüğü, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Üstün veya Özel Yetenek sorununa sahip bireylere ait eğitimin şeklini açıklanmış ve Değerlendirme Madde 73/1 de …devam ettikleri okulun sınıf geçme ve sınavlarla ilgili hükümlerine göre değerlendirilir. Ancak bireysel ve gelişim özellikleri dikkate alınarak, sınavlarda gerekli önlemler alınır ve düzenlemeler yapılır…” Denildikten sonra bunun nasıl yapılacağını “Özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler; güçlükten etkilenme durumlarına göre yazılı sınav veya sözlü değerlendirmelerin herhangi birinden istekleri doğrultusunda muaf tutulurlar. Hiperaktivite ve dikkat yetersizliği olan öğrencilerin bu özellikleri göz önüne alınarak, kısa yanıtlı ve az sorulu yazılı sınavlar, ödevler ve projelerle değerlendirilirler.” Diyerek  belirtmiş Son satırında ise “Alınan özel eğitim önlemlerine rağmen, her tür ve kademede bir dersin öğretim programında başarısız olan öğrenci; diğer derslerindeki ortalamaya bakılarak, genel başarı ortalamasının altında bir not ile değerlendirilmez.” Denilmişken 18.12.2004 tarihinde 25674 Sayılı Resmi gazetede yayımlanan bir değişiklikle kaldırıldı.  Bu maddenin yönetmeliğe dahil edilmesi için dernek olarak Danıştay da dava açtık.

Yönetmelik 2000 tarihinde yürürlüğe girmesine karşın çok az kişi ve kurum tarafından bilinmekte ve bilen kurumların çok azı tarafından uygulanmaktadır. Bu nedenle çocuklarımızın  akademik başarıları düşmekte ve yazımın başındaki olumsuzlukları bizlerle birlikte yaşamaktadırlar.

İki sene önce bir özel okul üyemizin çocuğunun kaydını yinelememek istedi. Bende elimde KHK ve Yönetmelikle aileye okula giderken eşlik ettim. Sonuçta kayıt yinelendi. Çocuğumuz lise bir de başarısız sayılarak sınıfta bırakıldı. Baba  konuyu yargıya taşıdı. T.C.Ankara Bölge İdare Mahkemesi 16.02.2005 tarihinde 2005/352E. Sayılı kararı ile Yürütmenin Durdurulmasına karar verdi ve çocuğumuz lise 2 ye başladı. 13.04.2005 Tarihinde   oybirliği ile aldığı 2005/1322K. Sayılı Kararı ile sınıfta bırakılma işlemini iptal etti.  Aşağıda alıntılar yapacağım karara Web sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Kararın başında “… Anayasamızın 42. maddesinde kimsenin eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamayacağı ve bu hakkın kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.”  Denilerek 573 sayılı KHK ve yönetmeliğin çocuklarımızı ilgilendiren maddelerine atıfta  bulunulduktan sonra  “Bu maddelerin birlikte değerlendirilmesinden bireyin eğitim ve öğretiminin sağlanmasında  devletin görevi olduğu, yine eğitim öğretim aşamasında bireyin durumunun özel ve ayrık bir eğitim gerektirip gerektirmediğini saptama, öğrencinin ailesini bilgilendirme ve yönlendirme görevinin de devletin olduğu, öğrenci ailesine bir görev yüklenmediği anlaşılmaktadır. Her ailenin çocuk gelişimi ve sağlığı konusunda uzman sayılacağı, velisi olduğu öğrencinin ne tür bir  eğitim-öğretim görmesi gerektiğini bilmek zorunda olduğu kabul edilemeyeceğine göre, öğrencinin eğitim-öğretim şeklini belirlemek üzere özel durumunu belgeleyen bir sağlık raporunu sunma görevi olduğunun da kabulü mümkün değildir. Bu sebepledir ki, okula kayıt yaptırılırken herhangi bir sağlık raporu istenmemektedir. … devletin temel görevlerinden biri olan eğitim-öğretim görevini yerine getirmek üzere okul açan Özel …… Lisesinin …..bünyesinde görev yapan  rehber öğretmen-psikolojik danışman aracılığı ile çocuğun özel durumunu belirleyip veliyi yönlendirmediği gibi….. velinin çocuğuna …. hastanesinde  DEHB tanısı konularak ilaç tedavisi verildiği….. ilaç tedavisinde okulla işbirliği sağlandığı …..okul tarafından Dikkat Noksanlığı Davranış değerlendirme Skalası düzenlendiği….. okulun öğrencinin DEHB durumunu bilmediğinin kabule imkan olmadığı gibi, olayın akışı karşısında bu durumu belgeleyen bir raporun okula sunulması zorunluluğunun kabulü mümkün bulunmamaktadır…… Özel........lisesinin sorunlu bir öğrencisinin eğitim ve öğretiminde gerekli hassasiyeti göstermediği, yönetmeliğin 73/8. maddesinde öngörülen sorumluluğu gözeterek özel sınav şekli uygulamadığı ve öğrencinin geleceğinin ilk adımı olan öğretim hakkının sağlıklı ve tam olarak yerine getirilmesi için aileyi yönlendirmediği gibi işbirliğine de davet etmediği görüldüğünden bu haliyle davacının velisi olduğu öğrencinin başarısız kabul edilerek sınıfta bırakılmasında hak ve adalet ilkelerine uyarlılık görülmemiştir."

 

DEHB olan çocuklarımız Üniversitelere girişte uygulanan Öğrenci Seçme Sınavına Dikkatlerinin dağılmaması sınava giren diğer kişilerinde dikkatlerini dağıtmaması amacıyla Özel Statüde yani Ayrı bir odada ayrı bir gözetmen eşliğinde girebiliyordu. MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü ve ÖSYM ile yaptığımız görüşmeler sonucunda  DEHB olan çocuklarımız isterlerse Liselere Giriş Sınavına bu statüde girebilecek. ÖÖG olan çocuklarımızdan okuma hızı düşük olanlara isterlerse  soruları okumaları için düzgün diksiyonlu okutman verilecek. Bu çocuklarımızın bazıları zamanı ayarlamakta güçlük çekiyorlar. Böyle bir güçlüğü olan çocuğumuzun gözetmenine zamanı ne şekilde hatırlatmasını söylemesini öneririm.

 

DEHB olan gençlerimiz askerliklerini komando olarak yapmayabiliyorlar..

Eşitsizliklerin en aza indirilmesi dileğiyle

 

KAYNAKÇA

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği Tüzüğü ve Eğitim cd leri  

573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve hazırlanan MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği

T.C.Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 16.02.2005 tarih 2005/352E. ve 13.04.2005 Tarih   2005/1322K. Sayılı Kararları

H.Nezih ÇINGIR                                                                                                                 
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve
Özel Öğrenme Güçlüğü Derneği
Başkan Yardımcısı